İzmir Aile Terapisti

İzmir evlilik terapisi, İzmir Alsancak ilişki danışmanı, İzmir aile terapisti, İzmir Karşıyaka evlilik psikoloğu, evlilik terapisi işe yarar mi? İzmir Aile Danışmanı. Evliliğinizde eşinizle anlaşamıyor, sürekli kavga ediyor, iletişimsizlik, gelin kaynana sorunları, anlaşılmama hissi, aldatılma, cinsel sorunlar vb. gibi sorunlarda nedeniyle evliliğiniz bitme noktasına geldiyse bir aile terapistinden destek almanız sizin ilişkide göremediğinizi görmenizi, anlaşılmamayı birbirinize anlaşabilmeyi ve iletişim kurmanıza yardımcı olabilir ve evliliğinizi kurtarmanıza yardımcı oluruz.

Çünkü yıkmadan önce tamir etmek mümkün.

İzmir Evlilik Terapileri seans ücretleri kurumumuzda uzmanına ve şubeye göre değişmekte olup 200 ila 350 TL arasındadır. Ortalama 75-90 Dk. sürer.

EGE POZİTİF PSİKOLOJİ – İzmir Alsancak – Karşıyaka –  Gaziemir – Aliağa

Bilgi ve Randevu :

Telefon: 0 538 442 93 88

Sabit Telefon: 0 232 381 28 32

Whatsapp İletişim Hattı Tıklayınız

 

Gaziemir psikolog evlilik terapisti için tıklayınız

Alsancak Psikolog evlilik danşmanı çin tıklayınız

Evlilik te cinsel sorunlar ile ilgili yazımızı okumak için tıklayınız

Panik Atak – Kaygı Bozukluğu ile ilgili yazımızı okumak için tıklayınız

Psikolog, psikoterapi süreci, psikologa ne zaman gidilmeli, psikolog psikiyatrist farkı vb. hk. ayrıntılı yazımızı okumak için tıklayınız

 

Online Randevu Almak için tıklayınız

 

Uzman Psikolojik Danışman

Betül Salman

Aile Danışmanı & Evlilik Terapisi

Psiko.Dan. Betül Salman; Lisans Eğitimini Boğaziçi Üniversitesinde tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesinde psikoloji üzerine yüksek lisansını tamamlamıştır. 5 Yıldır Yetişkin Psikoterapisi ile çalışmaktadır. daha fazlası için tıklayınız

 

Uzman Psikolojik Danışman

Umut Coşkun için tıklayınız

Aile Danışmanı & Evlilik Terapisti

Psikolog

Ecem Hazel Bütün Hk. Tıklayınız

Aile Danışmanı & Yetişkin Psikoterapisti

 

Uzman Klinik Psikolog (Kurucumuz)

Bayram Şimşek hk. ve yorumlar için tıklayınız
Aile Danışmanı & Emdr Terapisti & Cinsel Terapist

AİLE DANIŞMANLIĞI VE EVLİLİK TERAPİSİ

Çoğu kez, bu tür sorunlar beraberliklerde yaşanan gerginlikle bağlantılı olarak eşlerden birinde kaygı ve depresyon belirtileri de ortaya çıkmaktadır. Diğerlerinde ise yaşanmakta olan depresyon ve kaygı, ilişkide zaten var olan sorunları daha da alevlendirmektedir.

Evliliklerde çoğunlukla, nelerin ters gittiğine, olumsuzluklara odaklanıp iyi olan her şeyi göz ardı etmişler ve olumlu olanlara karşı körleşmişlerdi.

EVLİLİK TERAPİSİNDE BİLİŞSEL TERAPİ

Nasıl düşündüğümüz, bizim ne kadar başarılı olacağımızı, hayattan zevk alıp almayacağımızı, hatta var olup olamayacağımızı belirler. Eğer düşüncelerimiz net ise, konuyla ilişkili ise, bu hedeflere daha kolay ulaşabiliriz. Ama eğer bu düşünceler sembollerle yüklü, çelişkili, mantıksız ve hatalı yorumlarla doluysa aslında sağır ve kör hale gelmişiz demektir. Olayları ve durumları hatalı şekilde yargılayıp, hatalı iletişimler içine girdikçe, hem kendimize hem de eşlerimize acı çektirir ve acı verici intikamların hedefi haline geliriz.

Doğru ve net düşünmenin, hataların tamirinin çok önemli olduğu yakın ilişkilerde, eşlerimiz hakkında yaptığımız hatalı yorumlarımızı fark etmek ve düzeltmek konusunda yetersiz kalmaktayız. Dahası, eşler aynı dili konuştuklarına inandıkları halde, onların söyledikleriyle eşlerinin duydukları genellikle çok farklıdır. İletişimdeki bu problemler pek çok çiftte engellenmişlik duygularına ve hayal kırıklıklarına yol açıp, yaşanan olumsuzluklar arttırır.

Sayısız olay ve yanlış anlamalar sürekli yapılmakta ve onlara eşlik eden öfke ve kızgınlıklar, pek çok ilişkinin temelini aşındırmaktadır. Benzer yanlış anlamaların gittikçe artarak, dönüşü olmayan noktalara geldiğine sıklıkla tanık olmuşumdur. İşin ilginç yanı da şudur: eğer eşler bu yanlış anlamaları yakalaya bilir ve çok ileri gitmeden düzeltebilirlerse, fırtınayı geçiştirebilirler. Bilişsel terapide, çiftlere bunu yapmaları öğretilmeye çalışılmaktadır.düşüncelerini ve iletişimlerini daha en baştan, yanlış anlamalara yer vermeyecek şekilde netleştirmelerine yardımcı olmak.

EVLİLİK BAĞLARININ ÇÖZÜLMESİ

     Pek çok çift, evlilikler içinde sürekli bir krizin olduğunun farkındadır; günümüzde evlilikle %40-%55 arası büyük olasılıkla boşanmayla sonuçlanacaktır. İnsanlar daha fazla mutsuz evlilik, daha fazla mutsuz evlilik, daha fazla ayrılık gördükçe, aynı şeyin kendi başlarına da gelebileceğinden korkmaya başlarlar.

Oysaki aşk ve romantizm dalgalarında yüzmekte olan yeni evliler, başarılı bir evlilikten başka bir şey istememektedirler. Genellikle, en azından başlangıçta, kendi ilişkilerinin daha farklı olduğuna, derin aşklarının ve iyimserliklerinin bu beraberliği sürdürmeye yeteceğine inanırlar. Ancak, zaman geçtikçe çiftlerin çoğu, her evlilikte birikebilecek olan sorunlar ve çatışmalar için hazır olmadıklarını fark ederler. Sorunlarının nereden kaynaklandığını bilmeden, gittikçe büyüyen o huzursuzluğu o öfkeyi hissetmeye başlarlar.

İlişki hayal kırıklıklarının izleri üzerinde çalkalandıkça, yetersiz iletişim becerileri nedeniyle yanlış anlaşılmalar arttıkça eşler evliliklerinin bir hata olduğunu düşünmeye başlarlar. Bir terapist için, bir zamanlar mutlu olan evliliklerinin erimeye başladığını gören çiftlerin bu ‘’yardım çağrısı’’n dan daha acı bir çığlık yoktur. Otuz yada kırk yıldır evli olan çiftler bile, artık sonu gelmeyen hatalar  ve mutsuzluklar silsilesi haline geldiğini düşündükleri evliliklerini bitirmeye doğru sürüklenebilirler.

Sevme sevilme, kuşkusuz insanların yaşayabileceği en zengin  deneyimlerden biridir. Bunların üstüne bir de yakınlık, dostluk, kabul görme, destek gibi sadece bir kısmını sayabildiğimiz, yakın ilişkilerin diğer yan ürünlerini ekleyin. Yas içindeyken, sizi teskin edecek; cesaretinizi yitirdiğinizde sizi yeniden canlandıracak, iyi şeyler olduğunda heyecanınızı paylaşacak bir insanınız vardır. Üstüne üstlük, doğanın kuralı olan cinsel ihtiyaçlarınızı  tatmin edebilmeniz de bu işin ödülüdür. Ayrıca, çocuk sahibi olup da bir aile kurmanın sağladığı doyumu da hiç küçümseyemezsiniz.

Ebeveynlerinizin ve diğer akrabalarınızın umutları ve cesaretlendirmeleri, toplumunda sizin eşinizle bir arada kalacağınıza ilişkin beklentileri ve dış baskıları oluşturur. Çiftleri bir arada tutmaya yönelik bütün bu güçlere rağmen, her şey nasıl böylesine ters gidebilir? Diğer bütün çekiciliklerini bir kenara bırakalım, aşk neden çiftleri bir arada tutmaya yetmez?

Ne yazık ki, artık bu aşamada ilişkiyi parçalayan o moral bozucu hayal kırıklıkları, yanlış anlama labirentleri, işkenceye benzer olan hatalı iletişimler gibi pek çok olumsuz güçler devrededir. Aşk kendi başına çok ender olarak bu bölücü, parçalayıcı güçlere ve onların ürünleri olan öfke ve küskünlüklere direnç gösterebilecek güce sahiptir. Aşkın erimek yerine, yerleşmesi ve güçlenmesi için iyi bir ilişkinin diğer boyutlarının devreye girmesi gerekir.

Medyanın evliliği idealize eden sunumları ne yazık ki çiftleri aynı zamanda sürtüşmeler, hayal kırıklıkları, engellenmelerle baş etmek için de hazırlamamaktadır. Yanlış anlamalar ve çatışmalar birleşerek, öfke ve küskünlük patlamalarına yol açtıkça, daha öncekileri ‘’ aşık ‘’  dost, eş konumunda olan kişi, artık bir ‘’ düşman ‘’ gibi algılanmaya başlanır.

BİR İLİŞKİYİ SÜRDÜREBİLMEK İÇİN NE GEREKİR ?

            Aşk karı ve kocanın birbirlerini desteklemesi, mutlu etmesi ve bir aile yaratılması için çok önemli bir itici güç olsa da, tek başına bir ilişkinin çimentosu oluşturamaz. O çimento, bu ilişkiyi sürdürebilmek ve geliştire bilmek için gerekli olan kişilik özellikleri ve becerilerdir. Mutlu bir ilişki için çok özel bazı kişilik özellikleri gereklidir. Kendini anlamak, duyarlılık, vericilik, şefkat, sadakat, sorumluluk, güvenilirlik gibi. Çiftlerin iş birliği yapması, uzlaşması ve ortak kararlarını sonuna kadar kararlılıkla yerine getirmeye çalışmaları gerekir.

Güçlü, kabul edici ve bağışlayıcı olmaları önemlidir. Birbirlerinin eksiklerine, hatalarına, tuhaflılıklarına hoş görülü olmalı, katlanabilmelidirler. Bu ‘’ fazilet ‘’ ler zaman içinde gelişip, beslendikçe, evlilikte gelişir ve olgunlaşır.

Bireyler genellikle evliliğin dışındaki kişiler arası ilişkilerinde yeterli olsalar da yakın bir ilişkiye girenler arasında  çok azı o ilişkiyi geliştirecek olan o temel anlayış ya da teknik becerilerle donanmışlardır. İnsanların evlerinde bir musluk akıntı yapmaya başlayınca, akan yeri tamir etmek için genellikle araçları gereçleri vardır, ancak aşkları akıntı yapmaya başladığında, bu akıntıyı nasıl keseceklerine ilişkin hiçbir fikirleri yoktur.

Güçlü duygu ve beklentiler, karşılıklı derin bağımlılık, birbirlerinin yaptıkları keyfi, önemli ve sembolik yüklemeler nedeniyle, eşler birbirlerini kolayca, yanlış anlama eğilimindedirler. Sonuçta bu tür hatalı iletişimlere bağlı çatışmalar oluştuğunda eşler, o çatışmayı çözülmesi gereken bir problem gibi görmek yerine birbirlerini suçlama eğilimi içine girerler. Zorluklar çıkıp, düşmanlıklar ve yanlış anlaşılmalar biriktikçe , bu kez de birbirlerinin sağladığı ve temsil ettiği olumlu şeyleri ( onları destekleyen, yaşantılarını zenginleştiren, bir aile kurma işini paylaşan biri olmak, vb. ) görmezden gelmeye başlarlar. Bir zaman sonrada ilişkilerinde kuşku duymaya, algılarındaki düğümleri ve karmaşıklığı çözme olanaklarına körleşmeye  başlayabilirler.

EVLİLİK TERAPİSİ SÜRECİ

            İlk olarak sorunları olan bir çiftin kendilerine zarar veren özel tutumlarını, düşüncelerindeki ve iletişimlerindeki çarpıtmaları net bir şekilde anlattıktan sonra, onlara sorunlarının doğasını açıklarım.

  1. Olumsuz düşüncelerin gücü: olumsuz algıların nasıl olup da evliliğin tüm olumlu yönlerini yok edebildiğini;
  2. İdealize etmekten başlayıp hayal kırıklığına doğru savrulma: eşim imajının nasıl olup da her şeyi ile iyi olandan, her şeyi ile kötü olana doğru dönüşmesi;
  3. Farklı bakış açılarının çarpışması: eşlerin nasıl olup da aynı olayı ve birbirlerini tamamen farklı şekilde algıladıkları;
  4. Katı beklenti ve kuralların empoze edilmesi: değişmez standartların oluşturulmasının nasıl olup da engellenmelere ve öfkeye yol açtığı;
  5. İletişimdeki parazitler: eşlerin nasıl olup da söylenenleri duymadığı ya da söylenmeyen şeyleri duyduklar;
  6. Önemli kararların verilmesi sırasındaki çatışmalar ve ortaklığın çözülmesi: kişisel yanlılıkların ve yetersizliklerin ortaklığın işleyişini nasıl bozduğu;
  7. Öfkeden ve kendini zora sokucu davranışlardan önce oluşan otomatik düşüncelerin rolü: olumsuz düşüncelerin nasıl olup da tahriklere ve öfkeye yol açtığı;
  8. Sorunun temelinde ki düşünme bozuklukları ve yanlılıkları: bilişsel çarpıtmaların nasıl devreye girdiği ve işlediği ;
  9. Eşlerin birbirlerinden uzaklaştıran öfke ve düşmanlık.

İlk olarak, güven, sadakat, saygı ve güvenliğe dayalı sağlam bir temel oluşturmak için çabalayın. Eşiniz sizin en yakın akrabanızdır ve size güvenilir bir müttefik, destekçi ve şampiyon olarak dayanmaya hakkı vardır.

İkinci olarak, ilişkinizin şefkatli, sevecen tarafını besleyin: hassasiyet, anlayış, şefkat ve ilginizi ifade edin. Birbirinizi sırdaş, yoldaş, dost olarak görün.

Üçüncü olarak, ortaklığınızı güçlendirin. İş birliği, ilgi ve uzlaşma duygusu geliştirin. İletişim becerilerinizi geliştirin ki iş bölümü aile bütçesinin hazırlanması ve uygulanması, boş zaman etkinliklerinin planlanması gibi gündelik konularda çabucak kararlar verebilirsiniz.

Ortaklığınız için gerekli olan bir başka şey de çocukların bakımı, eğitimi ve sosyalleşmesi konularında oluşturacağınız politikadır. Bir işbirliği ruhu geliştirin. Evlilik aynı anda bir işletme, bir çocuk bakımı eğitimi kurumu ve sosyal birimdir. Evliliğin bu ‘’ kurumsal ‘’ işlevlerine yaklaşımın karşılıklılık, adalet ve mantık ilkelerine uygun bir şekilde olması çok önemlidir.

Eşler eğer öncelikle, engellenmelerinin ve öfkelerinin, temeldeki uyuşmazlıklarından değil, ama hatalı iletişimlerinden ve birbirlerinin davranışlarının çarpıtılmış yorumlarından kaynaklandığı fark ederlerse sorunlarını çözebilirler.

Yanlış anlama, eşlerden birinin diğerini çarpıtılmış bir şekilde algılamasıyla ortaya çıkan aktif bir süreçtir. Bu çarpıtma, eşin karşısındakinin söylediği, yaptığı her şeyi yanlış yorumlamamasına ve ona hoş olmayan özellikler atfetmesine yol açar. eşler genellikle yaptıkları yorumlarının doğruluğunu araştırmazlar, iletişimlerinin ne denli açık olduğu üzerinde durmazlar.

İlişkiyi geliştirme konusunda her eşin ayrı, ayrı tam bir sorumluluk üstlenmesi gerekir. Seçimleriniz olduğunu fark etmelisiniz. Kendinizi ve eşinizi daha mutlu edebilmek için ne kadar bilgi varsa onları kullanmayı seçebilirsiniz, seçmelisiniz.

Eğer eşler ‘’ hata yok, suçlama yok ‘’ tavrını benimserlerse hem kendilerine, hem birbirlerine , hem de ilişkilerine yardımcı olurlar. Bu yaklaşım onların gerçek problemler üzerine odaklanmalarına ve onları daha kolay çözmelerine olanak sağlarlar.

Sizin eşinizde gözlediğiniz ve bencillik, nefret ya da sizi kontrol etme ihtiyacı gibi, kötü bir özelliğe atfettiğiniz davranışları aslında, genelliklede çok daha doğru biçimde, masum, ancak yanlış yönlendirilmiş, bir ‘’ kendini korumaya çalışma ‘’ ya da ‘’ terk edilmeyi önleme ‘’ çabası olarak da açıklanabilir.